Metin Aydınoğlu’ndan, Mazhar Osman’lık Oldum

Tarih: 20 Temmuz 2017

Deli doktoru, Psikiyatrist, çalkantılı bir yaşam, zorlu meslek ve Ordinaryüs Profesör Doktor Mazhar Osman Uzman…

Tam da ‘Aziz Nesin’lik konu’ deriz.
Veya Aziz Nesin’lik hikaye, Aziz Nesin’lik adam.
Traji-komik olaylar olaylar için kullanırız.
Ağlanacak halimize güleriz.
‘Git derdini Marko Paşa’ya anlat’ denir mesela.
Çözerse o çözer, başkası çömez yani.
İsim yapmak, marka olmak, şimdinin deyimiyle.
Yıllar geçse de.

Nasrettin Hocamız da öyle.
Özel insanlarımız.
Sosyal medya yok, gazete, dergi, kitap çok az.
Ama dilden dile dolaşan bir şöhret, benimseme, kabullenme.
Halk dilinde efsaneleşmiş, klişeleşmiş kişller.

Bir de deli doktorumuz var, hak deyimiyle.
İlk Psikiyatri Uzmanı, Psikiyatrist, Ordinaryüs Profesör Doktor Mazhar Osman Uzman.

‘Bu adam tam Mazhar Osmanlık’,
‘Gidip bir Mazhar Osman’a görünsene’
‘En iyisi bunu Mazhar Osman’a yatırmalı’.
Ve daha neler neler.

Mazhar Osman uzman, 1951’de vefat etti.
Toprağı bol olsun.
Kısa yaşamına koca bir ömür sığdırdı.
Zor ve kıt kanaat yaşam koşullarında.

Kimdir peki Mazhar Osman ?

Bir gün hastanede tedavi görenlerden biri yanına yaklaşmış gülmeye başlamış, ‘Ne gülüyorsun’ diye sormuş deli doktoru Uzman.
‘Delisin sen’ demiş deli, doktoruna.
Deli’nin doktoru da cevabı yapıştırmış, gülerek.
‘Senin bana deli demen değil, benim sana deli demem önemli’ demiş.
Deli dolu bir laf işte.

Kitabı yazıldı.
İlk basımı Ağustos 2001, ikincisi Kasım 2001 .
Çıkar çıkmaz almışımdır.
Demek ki 16 yıl olmuş.
Futbol hakemliği zamanımda, çok iyi hatırlıyorum.
İstanbul’a maça giderken, otobüste unuttum.
Pek de keyifli olur, yolculukta kitap, gazete okumak.
Hele ki dönüşte, maçın güzel geçmişse bir de.
Uykun da yok, tependeki ufak ışık açık, oku okuyabildiğin kadar İzmir’e kadar yolu var.
Çok güzel kitaptı, tadından yenmezdi valla.

30-40 sayfayı geçmez, okumuşluğum.
Remzi Kitapevi’nden çıkan Liz Behmoaras’ın Mazhar Osman Kapalı Kutudaki Fırtına kitabını.
Dön dolaş, her yere not bırak.
Yok, yok, yok.
Kitap ayaklandı kaçtı benden.
Delirdi sanki.

Kitapçılarda, marketlerde bulamadım.
Meraklısına, sahaflara sordum, yok.
10 yıl filan unutmaya çalıştım, olmadı.
Remzi Kitapevi’nin depolarına baktırdım, ekrana girip baktılar, ‘Artık basılmıyor’ dediler, yıkıldım.
Kendimi dinozor hissettim.
Beğendiğim kitap artık basılmıyor.

En son yazar, Kişisel Gelişim Uzmanı Bilge Öztoplu’ya öyle muhabbet olsun söyledim.
Bulurum dedi ve buldu.
Şükranlarımı sunuyorum.
Bu kez tutturdu, okumadan vermem diye.
Biraz zaman geçti, ‘dönüp dönüp okuyorum ne hayatlar var harika kitap’ dedi.
Sinir olmaya başladım.
‘Yahu ben okuyayım geri veri veririm, senin olsun’ dedim.
Mazhar dedi, Osman demedi.
İnadı inattır.

Neyse bitirdi, ‘Filanca dükkana bıraktım, git al’ dedi.
Koşarak gittim üç kez, kepenklerle burun buruna geldim.
Hep kapalı, güpegündüz.
Ne iş diye sordum, meğer dükkan sahibi maaile tatile gitmiş.
Sabrettim, kavuştum sonunda kitabıma.

Zaten delilikle velilik arasında ince bir çizgi vardır.
Ordan ötekine rahatlıkla geçebilirsin.
Direkt, tamamen geçiş olmasa da.
Veli isen zaten biraz deli.
Deli isen zaten biraz veli.
Olunur.

Belki de deli dediklerimiz normal de, biz deliyiz.

Neyse herkeste biraz da olsa, delilik vardır.
Olması da gerek.
Bu hayat başka türlü çekilir mi ?
Neyse.
Kitabı okumaya başladım bile.
İçindekileri de paylaşırım.
Zira delilik paylaşınca güzel.
Deli bencil olmaz ki.
Paylaş gitsin…

 

Metin Aydınoğlu

Yorum yapın