İNSAN

Bir metre toprakta yer bulan ölüler yaşarken sığmıyor dünyaya. Yanındakini itip kakarak yer bulmaya çalışarak, ruhunun gelişmesine kendini vardıramıyor.

Olmuyor…olmuyor…oldurtamıyor…

Görmesi gerekenleri görmeyip kıvrımlaşan beyninin bağırsaklarına hep olumsuzluk tohumları ekmeyi bırakıp, olumsuzluklarının kulaklarına kirazları takıp, gelincik rengiyle saplarını renklendirip yukarıya merdiven asmayı bilmiyor.

Seçmiyor bunu insan… düşeni kaldırmıyor kötülüğü şifalandıramıyor.

Bilmiyor bunu insan… suçluyu, eksikliği kendi gözünde değil diğerini körleştirerek arıyor.

Anlamıyor bunu insan… gördüğünü, işittiğini, hissettiğini sezgilerini, vicdanını ve bütün duygularının anlamlandırmaya yardımcı olduğunu, verdiğinde hafiflediğini, aldığında yükünün ağırlığını.

Kaçıyor insan ders almaktan…. Geçmişi hatırlayıp, şimdiyi düzenlemeyi, geleceği kurgulamayı yaratamıyor.

Var olamıyor insan… yaşadıkça kötülük çukurlarında, varoşların anlamlı masum duvar diplerine hayran kalabiliyor.

Kendine inanmıyor insan… yapabileceklerinin sınırsızlığına, doğasında ki içtenliğe, öz şemsiyesinin onu her daim koruduğuna.

Çok konuşuyor insan… duymuyor kendi sesini. Bağırmıyor, kendini bulduramıyor. Bulamadığı definesinin peşinden koşuyor da diğerlerinin ceplerindekini tükettiğini helali sanıyor.

Acındırıyor, ağlıyor insan, hak etmediğini almak için… Tutmuyor ucunu kendine giden insanlık ipinin. Her düğümü boğuyor birbirimizi, o sadece kendi boğumunu şikâyet ediyor.

Çözmüyor insan…çözümsüzlüğün idam sehpasından tekmelenen taburenin ölümüne üzülüyor da asılan insanlığa değil…

Duyumsamıyor insan duyum mağaralarından gelen çığlıkları ve “duy duy” seslerini, kendi gürültüsünden.

Ve hiç kazanamıyor insan, iyiliğin o yüzyıllardır süren büyük davasını.

“Yazık oluyor” yakınmasıyla, yazılan kaderine boyun eğmeyi insanlık sanıyor. Mücadeleyi var olma savaşına saklıyor.

İnsan-sanrılardan kurtulamıyor, varsayımlarla yaşamaya devam ediyor….kendini de insandan sayıyor…

BilgeCE- 30.09.2017

Yorum yapın